| Aşure Gününün Fazîieti |
|
|
|
| Mübarek Ay, Gün ve Geceler | |||
| İslam Güneşi tarafından yazıldı. | |||
|
Aşure Gününün Fazîieti Muharrem ayının onuncu gününe Aşure günü denir. Ha-dîs-i şerîflerde beyân olunduğuna göre, bu günde pek çok mühim hâdise meydana gelmiştir: - Yâ Rasûlâllâh! Allâh Teâlâ, Aşure gününü diğer günlerden faziletli kılmış mıdır? diye sorduklarında, Peygamber-sallâllâhü aleyhi ve sellem- Efendimiz:
Er-Ravzu'l-Fâik kitabında şu kıssa anlatılır: Bir vakit Basra'da servet sahibi bir adam vardı. Her senenin aşure gününde müslüman kardeşlerini evine toplar, sabaha kadar Kur'ân okuyarak okutarak geceyi ihya ederler, nerde fakir ve yoksul, kimsesiz varsa buldurur, hepsinde tasaddukta bulunur, dul ve yetimlere ikramda bulunur, elinden gelen hayrı fazlasıyla yapardı. Evinin bitişiğinde bir komşusu bulunuyordu ve komşusunun hem anası, hem de kızı senelerden beri yürüyemez vaziyette idiler. Kız, babasına sordu: -Babacığım bu gün nedir? Komşumuz herkesi evine toplayıp bu geceyi Kur'ân ve zikirle ihya ediyor? Babası: -Kızım bu nasıl oldu? diye sordu. O da: Aşure günü bir esir, kâfirlerden kaçtı. Kâfirler onu aramak için bineklerine binerek takib ettiler. Esir, arkasında süvarileri görüp yakalanacağını anlayınca, başını semâya kaldırarak şöyle duâ etti: "Allâh'ım! Bu mübarek günün hakkı için, beni onlardan kurtarmanı istiyorum." Bunun üzerine Allâh onların hepsinin gözünü kör etti ve esir kurtuldu. Bu esir o günü oruçlu geçirdi, ancak iftar edecek bir şey bulamadı, uykuya vardı, rüyasında yedi-rilip içirildi. Bundan sonra, yiyecek ve içeceğe ihtiyacı olmadan yirmi sene yaşadı. Nebî -sallâllâhu aleyhi ve sellem- buyurdu ki: ibn-i Abbâs -radıyallâhu anhümâ-'dan bildirilen diğer bir ha-dîs-i şerîfde: "-Bir kimse Aşure günü oruç tutarsa, Allâh Teâlâ ona geceleri ihya edilmiş, gündüzleri oruçla geçirilmiş altmış senelik ibâdet sevabı yazar. Keza ona bin şehid sevabı verir. Aşure günü oruçlu olan için yedi gök ehlinin sevabını yazar. Aşure günü iftar yemeği verirse, ümmet-i Muhammed'in hepsine iftar ettirmiş, kaklarını doyurmuş gibi olur. Aşure günü bir yetimin başını okşayanın, yetimin başındaki saçlarının sayısı kadar Cennette derecesi artar." buyurulmuştur. (Gunye 2 / 53) Aşure Günü Gusleden Hastalık Görmez Diğer bir hadîs-i şerîfte de Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-: Aşure Günü Eve Her Zamankinden Fazla Erzak Almak Ebû Saîd -radıyallâhu anh-,Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: Aşure Günü Orucu Bir Yıllık Günahın Afvına Vesile Olmaktadır Ebû Katâde -radıyallâhu anh-'ın rivayet etmiş olduğu bir hadîs-i şerîfte Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyuruyorlar ki: "Yevm-i Arefe'de (Arefe gününde) oruç tutmak, mâzî ve müstakbelden birer senenin günah-ı sağîresine (küçük günahına) keffâret olur. Savm-ı Aşure (Aşure günü orucu) ise, yalnız geçmiş olan bir senelik günahına keffâret olur." (Kenzü'l-irfân, s: 27 Ahmed bin Hanbel'den) Aşure İlk Defa Ne Zaman Pişirildi ve Yenildi? Tûfân sona ermiş, Nûh -aleyhisselâm-'ın gemisi, Cûdî dağı üzerinde karar kılmıştı. Nûh -aleyhisselâm- beraberindekilerle Aşure günü indi. O gün oruç tuttu ve Allâh'a şükür olmak üzere maiyyetine de oruç tutmalarını emretti. Azıkları artmıştı. Birisi bir avuç buğday, diğeri bir avuç mercimek, diğeri bir avuç nohut getirdi. Yedi çeşit hububat ile Nûh -aleyhisselâm- onlara yemek pişirdi. Hepsi nebîlerinin bereketiyle doydular. Tufandan sonra yeryüzünde pişirilen ilk taam budur. İnsanlar bunu Aşure günleri için âdet edindiler ki, yapanlar için ecr-i azîm (büyük sevap) vardır. Fakirleri ve miskinleri de doyurmak lazımdır. Zikrolunduğuna göre, Allâh Teâlâ Aşure gününde Zemzemi diğer sularla birlikte akıtır. O gün gusleden kimse bir sene boyunca hastalık görmez. er-Ravzu'l-Faik'de bu şekilde yazılıdır. (Yûnus ve Hûd Sûreleri Tefsiri s: 115) Kureyş Kavmi, Câhiliyye Döneminde Aşure Orucunu Tutarlardı Hazret-i Âişe -radıyallâhu anhâ- şöyle demiştir: "Câhiliyye devrinde Kureyş kavmi, Aşure günü oruç tutardı. (Hicretten evvel) Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de Medîne Yahûdîlerinin Aşure Günü Oruç Tutmaları Abdullah bin Abbâs -radıyallâhu anhümâ- şöyle demiştir: Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz Medîne'ye gelince, Yahûdîleri Aşure günü oruç tutuyorlar buldu. Bu orucun sebebi kendilerine sorulunca: -Bugün, Allâh'ın Musa'ya ve isrâiloğullarına, Fir'avun'a karşı zafer ihsan eylemiş olduğu gündür. Biz bugün Musa'yı -aley-hisselâm- tazim etmek için oruç tutuyoruz, dediler. Bunun üzerine Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-Efendimiz : Müslümanlar, Ramazan farz kılınmadan evvel, Aşure günü oruç tutarlardı. Ve o günü Kabe'ye (yeni) örtü örterlerdi. Allâh Teâlâ Ramazan orucunu farz kılınca, Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz: Yahudilere Benzememek İçin 9-10 veya 10-11. Günleri Oruç Tutmak Bu günde eve çeşitli ve bol erzak almak, muhtaçlara tasad-dukta, komşu ve akrabaya ikramlarda bulunmak, sene boyunca berekete vesîle olur. "Bir kimse, Aşure gününde çoluk çocuğuna rızık ve geçimleri bakımından kolaylık sağlasa, Allâh Teâlâ, onun rızkını genişletir." dedi. "Biz bu hâli, elli yıldır tecrübe ediyoruz. Rızık yönünden dâima bolluk ve bereket gördük." dedi. (Gunye 2 / 54)
|