| Yoksula Ekmek Veren El |
|
|
|
| Kıssadan Hisseler | |||
| İslam Güneşi tarafından yazıldı. | |||
|
Yoksula ekmek veren eli kıran babanın akıbeti!
Halbuki Rabb'imiz, "Verdiğim nimete şükrederseniz nimeti çoğaltırım, etmezseniz elinizden alır, şükür edene veririm. Size de azabım şiddetli olur!" buyuruyordu. Nitekim bu şükürsüzlüğün sonu da öyle olacaktı. Kısa zamanda şükürsüz adamın işleri bozuldu. Çarşının en işlek yerindeki dükkânını satması dahi kurtarmadı cimri adamı. Bir ara o hale geldi ki, evine ekmek bile alamaz duruma düştü. Nitekim bir akşam eve gelmiş, kızcağıza da acı haberi vermişti: "Bugün ekmek alacak kadar da para kazanamadım. Çarşıya in, tanıdığımız birinden ekmek parası iste!" Kızcağız çarşıya inmiş, sattıkları dükkânın karşısında bir köşeye utana sıkıla büzülerek para isteyeceği bir tanıdık beklemeye başlamıştı. Bu sırada karşıdaki dükkândan kendini seyreden bir genç yaklaştı. "Sen masum birine benziyorsun, ne bekliyorsun burada?" diye ısrarla sordu. O da mecburen anlattı durumu. -'Hiç paramız kalmadı, bir tanıdıktan ekmek parası istemek için bekliyorum burada!' deyince elini cebine sokan genç hatırı sayılır miktarda bir parayı uzattı. Ancak, kızcağız elinin birini arkasına saklayarak tek elle parayı almak isteyince gencin dikkatini çekti. "Elini neden saklıyorsun, bir yara bere varsa tedavi ettireyim, saklama. Allah bana imkân ihsan etti, şükrünü yapmalı, iyilik etmeliyim. Yoksa verdiği nimetini alır elimden." diye ısrar edince kızcağız durumunu açıklamaya mecbur kaldı: - Ben, dedi, bir yoksula ekmek vermiştim, yolda rastladığı babam sormuş, yoksul da ekmek aldığı evimizi gösterip bizi haber vermiş. Babam eve gelince elindeki sopayı ekmek veren elime öylesine bir indirdi ki, elim çarpık kaldı, kimseye göstermekten utanır oldum. Onun için saklıyorum elimi! Bu açıklamayı dinleyen genç bağırmaya başladı: -"Komşular! Çabuk buraya gelin, ben hayalimdeki altın kalpli kızı buldum, işte karşımda, siz de şahit olun.." diyerek toplananlara başladı gerçeği anlatmaya: - Ekmeği isteyen yoksul genç bendim. Demek ki elinin çarpık kalmasına ben sebep olmuşum. Hem sebep olayım, hem de seni bu halle baş başa bırakayım, buna Allah razı olmaz. Seni görünce içimden bir sevgi selinin koptuğunu hissettim, bana ekmek veren kızcağıza ne kadar da benziyor, diye düşündüm. Yanılmamışım. Baban şükürsüzlük ettiğinden Allah onun dükkânını elinden alıp bana nasip etti. Şimdi ise imtihan sırası bana geldi. Ben de aynı şükürsüzlüğe düşersem benden de alır bir başka şükredene verir. Haydi gel, nikâhımızı yaptırıp ekmek götürelim şükürsüz babana. Birlikte yürüdüler ekmek veren eli kıran şükürsüz babaya doğru.
|