| Hz. Osman-ı Zinnureyn |
|
|
|
| Dört Halife Dönemi | |||
| İslam Güneşi tarafından yazıldı. | |||
|
Hz. Osman-ı Zinnureyn
Orta boylu, buğday benizli, şânlı bir zat idi. Hz. Ebu Bekrin topladığı Kur’an-ı kerimi çoğaltarak yer yüzüne yaymak şerefi ona nasip oldu. Hadis-i şerifler ile metholundu. Hilmi ve hayası pek fazla idi. Dinden çıkarmak için amcasının yaptığı işkencelere dayandı. Resulullah efendimizin iki kızı ile evlenmek şerefine kavuştu. Allah yolunda evini, barkını, malını, mülkünü ve ticaretini bırakıp Habeşistan’a hicret etti. Sonra Medine’ye de hicret etti. Başka işle vazifeli olduğu durumlar hariç, bütün gazalarda bulundu. Hz. Rukayye ağır hasta olduğundan, Bedir gazasına götürülmedi. Medine’de Resulullahın sevgili kızının tedavisine çalışması emrolunmuş, Bedir’de bulunanların sevabına kavuşacağı bildirilmişti. Zafer haberi geldiği gün, Rukayye vefat etti. Resulullah, ikinci kızı Ümmi Gülsümü Hz. Osman’a verdi. Bunun için, Hz. Osman’a, Zinnureyn (iki nur sahibi) denildi.
Hz. Osman çok zengin bir tüccar idi. Bütün malını ve mülkünü Resulullah için feda etti. Mesela, Tebük gazvesinde Hz. Osman, kendi ticaret malından üç bin deve, 70 at, on bin altın getirdi. Eshab-ı kiramı susuzluktan kurtarmak için Rume kuyusunu satın aldı. Resulullah efendimiz, (Mescidimizi genişletene, Cennette daha iyisi vardır, Cennet onun içindir) buyurunca, etrafındaki altı arsayı satın alıp mescide ekledi. Hicri 24. yılın birinci günü halife oldu. Zamanında Horasan, Hindistan, Maveraünnehir, Semerkand, Kıbrıs, Kafkasya, Afrika’nın birçok yerleri ve Endülüs feth edildi. Acem devletini tarihten sildi. Kabil’e kadar Asya ve İstanbul’a kadar Anadolu, onun zamanında müslüman oldu. İbni Sebe denilen Yemenli bir Yahudi, Müslüman şekline girerek, İslamiyet’i içerden parçalamaya, yıkmaya uğraştı. Medine’de çok çalıştı ise de, başaramayacağını anlayıp Mısır’da, fitne, fesat yaymaya başladı. Cahil ve serserilerden meydana getirdiği bir çapulcu alayı, Medine’ye gelip, Hz. Osman’ı Kur’an-ı kerim okurken şehid ettiler. Hz. Osman, Medine'ye hicretle şereflenen, Allahü teâlânın övdüğü muhacirlerden ve ilk iman edenlerdendir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki Hz. Osman’ın, Allah Resulü tarafından, ağaç altında söz verenlerden olduğu bildirildi. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki: Bu sözleşmeye, Biat-ür-rıdvan denir. Çünkü, Allahü teâlâ, bunlardan razıdır. (İmam-ı Begavi Meâlimüttenzil) Resulullah efendimiz biat-ı rıdvan ile emrettikleri vakitte, Hz. Osman’ı Mekke-i mükerremede, Kureyşe haberci göndermiş idi. İnsanlar ile biat ettiğinde, (Muhakkak ki Osman, Allah’ın ve Resulünün hacetini [işini] görmektedir!) buyurup, mübarek ellerinin birini kendisi için, birini Hz. Osman için kıldı. Kendileri için kıldığı eli, Osman için kıldığı el üzerine koyup, Hz. Osman yerine biat etti. Hz. Osman, Peygamber efendimize iki defa damat olmakla şereflendi. Bu nimet ve şeref vesilesiyle de Cennetliktir. Çünkü hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: Hz. Osman hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Benim Cennette arkadaşım Osman’dır.) [Tirmizi] (Osman’ın şefaati ile Cehennemlik olan 70 bin kişi sorgusuz sualsiz Cennete girecektir.) [İbni Asakir] (Allahü teâlâ, namazı, zekatı ve orucu farz ettiği gibi, Ebu Bekir’i, Ömer’i, Osman’ı ve Ali’yi sevmeyi de farz etti.) [Vesile] (Sünnetime ve hulefa-i raşidinin yoluna sımsıkı sarılın!) [Buhari] (Ümmetimin en merhametlisi Ebu Bekir, dinde en sağlam olanı Ömer, en hayalısı Osman, en iyi hüküm vereni ise Ali’dir.) [İbni Asakir, Ebu Ya’la] (Ben, Ebu Bekir, Ömer, Osman da vefat edince, ölmeye gücün yeterse öl.) [Ebu Nuaym] (Allahü teâlâ Osman’a rahmet etsin, melekler ondan haya eder. Tebük gazasında askeri techiz etti ve mescidimizi genişletti ki, şimdi bizi alıyor.) [Tirmizi] (Ya Osman, benden sonra sana da hilafet verilecektir. Münafıkların sözüne bakıp da hilafeti terk etme! O gün oruçlu ol, benim yanımda iftar edersin.) [İbni Adiy] (Ya Osman, Allahü teâlâ sana hilafet gömleğini giydirecek, münafıklar çıkartmak isteyeceklerdir. Bana kavuşuncaya kadar onu çıkartma!) [İbni Mace, Tirmizi] Resulullah efendimiz, kızı Hz. Rukayye’ye buyurdu ki: Mirat-ı kâinat’ta deniyor ki: Hz. Osman gelince Peygamber efendimiz, mübarek ayaklarını örttü. Sebebi sual edilince, (Osman’dan melekler haya eder, ben haya etmez miyim) buyurdu. Tebük gazvesinde Hz. Osman, kendi ticaret malından üç bin deve, 70 at, onbin altın getirdi. Resulullah efendimiz, bunları askere dağıtıp, (Bugünden sonra Osman’a günah yazılmaz) buyurdu. [Bundan sonra Allah, Osman’ı günah işlemekten korur.] (Tirmizi) ve (Ya Rabbi, Osman’ın geçmiş, gelecek, gizli-açık ve kıyamete kadar işleyeceği günahları affet!) diye dua etti. (Ebu Nuaym) (Allahü teâlânın sevdiği kula, günah zarar vermez) hadis-i şerifi de (Allahü teâlâ onu günah işlemekten muhafaza eder) ve (Allahü teâlâ, sevdiği kula tevbe imkanı verir, ölmeden onun günahlarını affeder) şeklinde açıklanmıştır. (Deylemi, R. Münire) Feth suresinin (Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını affetti) mealindeki 2. âyet-i kerimesi, (Allahü teâlâ, Peygamber efendimizi geçmişte ve gelecekte günah işlemekten korudu) şeklinde açıklanmıştır. (Şifa-i şerif)] Hz. Ali, bir gün Hz. Fatıma’yı incitmişti. Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer Peygamber efendimize ricada bulundularsa da, Peygamber efendimiz Hz. Ali’yi affetmedi. Hz. Osman rica edince affetti. Sebebini sorduklarında buyurdu ki: Öldürülmesi gerekenlerden olan İbni Ebi Sürh, Mekke’nin fethinde Hz. Osman’ın evine sığınmış ve Müslüman olmuştu. Hz. Osman, bu zatı getirip, (Ya Resulallah, bununla da biat eyle) demişti. Peygamber efendimiz, Hz. Osman’ı çok sevdiği için, o zat ile de biat etmişti. Resulullahın yanına bir cenaze getirildi. Namazını kılmadı ve (Bu adam Osman’a düşman idi. Onun için, Allahü teâlâ da, buna düşmandır) buyurdu. (Tirmizi) Peygamber efendimiz, Ebu Musa Eşari’ye, (Kapıdan girenleri Cennetle müjdele!) buyurdu. Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer girdi. Kapı tekrar çalınınca, (Gelenin de Cennetlik olduğunu müjdele! Başına belalar geleceğini de söyle!) buyurdu. İçeri giren Osman idi. (Buhari) Resul-i ekrem, Hz. Osman’ın şehid olacağını yani Cennetlik olduğunu haber verdi. İlk üç halife ile dağa
Her mübarek adımınız için Kendisi kalkıp, Hz. Ali ile beraber Hz. Osman’ın evine doğru gitmeye başladılar. Yolda giderken, Hz. Osman, Resul-i ekremin ardınca gidip, adımlarını sayıyordu. Resulullah efendimiz, (Ya Osman, niçin sayıyorsun?) buyurdu. Her mübarek adımınız için, bir köle azat edeceğim ya Resulallah dedi. Rume kuyusunu kim alırsa Cennet onun içindir Bekara suresinin, (Mallarını Allah yolunda sarf edip sonra sarf ettikleri şeyin ardından başa kakmayan ve eza etmeyenlerin ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir) mealindeki 262. âyet-i kerimesi Osman bin Affan ve Abdurrahman bin Avf için nazil olmuştur. Abdurrahman bin Avf, Resulullahın huzuruna dört bin dirhem ile gelip dedi ki, ya Resulallah, yanımda sekiz bin dirhem vardı. Dört bin dirhemini ıyâlime nafaka için alıkoydum. Dört bin dirhemini getirdim. Resulullah, (Allahü teâlâ verdiğine ve hem de ıyalin için alıkoyduğuna bereket versin) buyurdu. Hz. Osman da, Tebük gazasında buyurdu ki, techizatı olmayan herkesin techizatını almak benim üzerime olsun. Bin deve yükü ile gazilerin techizatına sarf etti. Allahü teâlâ bu âyet-i kerimeyi onların şânları için gönderdi. Ebu Saidi Hudri der ki: Resulullahı gördüm. Mübarek ellerini kaldırmış, Osman’a şöyle dua buyururdu: Bu malın bereketi nasıl olmaz ki Allah ve Resulü yanında ikram görenlerdensiniz Sonra buyurdu ki: Sonra buyurdu, Übeyy bin Kab ve Abdullah bin Mesud da öyle yaptılar. Sonra Ebu Ubeyde bin Cerrah ve Salimi, ki Salim Ebu Huzeyfe’nin kölesi idi, onlara da buyurdu. Onlar da öyle yaptılar. Sonra Üsame ile Ebu Hind öyle yaptılar. Bu arada Abdurrahman bin Avf yüzünü Osman bin Affan tarafına döndürüp dedi ki: Resulullah onlar tarafına bakıp, buyurdu ki: Kendi için bir miktar alıkoymadı Hizmetçileri geri gelip dediler ki, ya efendi, Resulullah buğdayı muhacirine verdi. Bunun üzerine dört deve yükü daha buğday gönderdi. Resulullah onu da Ensara dağıttı. Hz. Osman dört deve yükü buğday daha gönderdi. Fahri kâinat onu da ıyali arasında taksim edip, evlerine gönderdi. Bu zırh senden başkasına layık değildir Sizden fazla veren var Sahabe-i kiram üzülüp, Ebu Bekri Sıddıkın yanına geldiler. Ya Sıddık, Osman’ın bugün bize yaptığına çok üzüldük. Buğdayını almaya gittik, her mennine yedi dirhem bile verdik. Satmadı. Bize, sizden daha fazla veren var, ona vereceğim dedi. Resulullahın eshabına böyle yapması layık mı? Eshabdan kim vardır ki, böyle ihtiyaç mahallinde malını satmayıp, çok para ister. Ebu Bekri Sıddık, Onun hakkında kötü düşünmeyin. O, Resulullahın damadı, Cennette Onun arkadaşıdır. Siz Osman’ın sözünü anlamamışsınızdır. Haydi yanına gidip, meselenin iç yüzünü anlayalım dedi. Hz. Osman’ın yanına geldiler. Hz. Ebu Bekir, ya Osman, bunlar senin bir sözüne üzülmüşler dedi. Hangi sözüme üzülmüşler ya halife-i Resulullah? Sizden daha fazla veren var demişsin. O sözümün nesine üzülmüşler ya Sıddık! Bunlar biri yediye alır. O fazlaya alan ise yediyüze alır. Ben bu buğdayı biri yediyüze alana verdim. O yüz deve yükü buğdayı Medine fukarasına Allah için tasadduk ettim, develeri de kurban ettim. Ebu Bekri Sıddık kalkıp, Osman-ı zinnureynin alnından öptü ve senin sözünü anlamadıklarını, muradının ne olduğunu bilemediklerini söylemiştim dedi. O gece Ebu Bekri Sıddık, Resulullahı rüyada gördü. Hulleler giymiş, mübarek başına sarığını sarmış; mübarek elinde bir demet menekşe ile gülerek bağdan geliyordu. Hz. Ebu Bekri Sıddık dedi ki, (Ya Resulallah! Nereden teşrif edersiniz?) Buyurdu ki:
Onun hesabı gizlidir
|