| Hz. Ebu Bekri Sıddık |
|
|
|
| Dört Halife Dönemi | |
| İslam Güneşi tarafından yazıldı. | |
|
Hz. Ebu Bekri Sıddık
Cehennemden azat olduğu, çeşitli hadis-i şeriflerde bildirildiği için, (Atik), yani (azat olmuş adam) da denir. Resulullahın miracını işitir işitmez inanarak kâfirleri şaşkına çevirdiği için, Allahü teâlâ (Sıddık) ismini vererek şereflendirdi. Beyaz yüzlü, zayıf, nurlu bir zat idi. Kureyş ahalisinin ileri gelen büyüklerinden ve sözü tutulanlarından idi. Müslüman olmadan önce de, çok afif, ağırbaşlı, doğrulukla meşhur idi. Hayatında şarap içmemiş, şiir söylememişti. Mekke’nin sayılı tüccarlarından olup, pek zengin idi. Çok hayır yapar, iyiliği severdi.
İman etmeden önce, Resulullah ile gençlik arkadaşı idi. Birbirlerini çok severlerdi. Ticaret için gittiği yerlerde, ahir zaman Peygamberinin geleceğini, kendisinin Ona sahabi olacağını, kâhinlerden ve âlimlerden çok işitmişti. Resulullah çağırınca, seve seve hemen iman etti. Annesi Ümmül-Hayr da, ilk iman edenlerdendir. Fakat babası Osman, ancak Mekke’nin fethinde, çok yaşlı iken iman etti. Eshab-ı kiram arasında, babası, anası ve çocuklarının ve torunlarının hepsi iman eden, Hz. Ebu Bekir’den başka kimse yoktu. Resulullaha fevkalade sıdkı ve sevgisi vardı. Herkesi imana çağırırdı. Hz. Osman, Zübeyr, Abdurrahman bin Avf, Sa’d bin Ebi Vakkas, Talha, Ebu Ubeyde bin Cerrah gibi üstün Sahabiler, Hz. Ebu Bekir’in çağırması ile imana geldi. Mekke’de iken ve hicret ederken ve Medine’de her gazada ve harp olmayan zamanlarda Resulullahın yanından ayrılmadı. Bir iki defa izin ile ayrılmıştır. Resulullahın sadık dostu ve sır arkadaşı ve her işinde müsteşarı idi. (Allahü teâlâ, beni dört vezir ile kuvvetlendirdi. İkisi melektir. Bunlar, Cebrail ve Mikail’dir. İkisi de insandır. Bunlar, Ebu Bekir ve Ömer’dir) hadis-i şerifi, şerefinin yüksek olduğunu göstermektedir. Eshab-ı kiram, Resulullahın yanında, halka olarak otururlardı. Resul aleyhisselam, sağ yanına Hz.Ebu Bekir’i, sol yanına Hz.Ömer’i oturturdu. Ebu Bekri Sıddıkın üstüne ve yok iken onun yerine, kimseyi oturtmazdı. Yeri boş kalırdı. Güzel huyları, cesareti, cömertliği, ilmi, zekası ve hele takvası Sahabenin hepsinden fazla idi. Hz.Ali, (İçimizde en cesur Ebu Bekir’dir) buyurdu. Resulullah efendimiz vefat ettiği gün, Ona olan aşkından Hz. Ömer’in aklı gidip, (Kim Ona öldü derse boynunu vururum) diyerek kılıcını çekti. Herkes, üzüntüden ve Ömer’in bu halinden korktuğu halde, Ebu Bekri Sıddık büyük cesaret ile aslan gibi ortaya çıkıp, (Resulullahın her insan gibi öleceğini) bildiren âyet-i kerimeyi okudu. Tesirli sözleri ile, nasihat ederek, halkı sükuna ve huzura getirdi. Müminlere teselli verdi. Eshab-ı kiramın sözbirliği ile halife seçilip, önce, mürted olan bedevilerle ve Peygamber olduklarını söyleyerek cahil köylüleri aldatan Esved-i anesi ve Müseylemetülkezzâb ve Sicah hâtun ve Tuleyhat ibni Hüveylid ile ayrı ayrı harb edip, hepsini perişan etti. Hire ve Enbâr şehirlerini feth etti. Halid bin Velid ve Ebu Ubeyde bin Cerrah hazretlerini büyük ordu ile Şam’a gönderdi. Din-i İslamı yeniden düzene koydu ve kuvvetlendirdi. Zekası şaşılacak kadar çoktu. Bir gün Resul aleyhisselam, (Allahü teâlâ, bir kuluna, dünya ile ahiretten hangisini istersin dedi. O kul, Rabbimin yanında olan nimetleri isterim dedi) buyurunca, Resulullah efendimizin vefat edeceğini hemen anlayıp çok ağladı. Eshab-ı kiram, Hz.Ebu Bekrin bu çabuk anlayışına şaşıp kaldılar. Resul aleyhisselam, (Kur’an-ı kerimi en çok bilen, imam olur) buyurmuştu. Vefat edeceği zaman, Hz.Ebu Bekrin imam olmasını emredince, Eshab-ı kiram arasında, Kur’an-ı kerimi en çok anlayanın kendisi olduğu haber verilmiş oldu. Hadis-i şerifleri ve Resulullahın edeplerini en çok bilen o idi. Kur’an-ı kerimi ezbere bilirdi. Eshab-ı kiram, sıkıştıkları şeyleri ondan sorar, öğrenirlerdi. Kendisinden bizlere az sayıda hadis-i şerif ulaşmasının sebebi, Resulullah efendimizden sonra az yaşadığı ve bu kısa zamanı, mürted bedeviler ve asilerle savaşta geçirdiği içindir. Resul aleyhisselam dünya işlerinin hepsini ona danışırdı. Âl-i İmran suresi 159. âyeti, Hz.Ebu Bekir ve Hz.Ömer ile müşavere etmek için geldi. Hz.Ali buyurdu ki: (Hangi iyilikte birinciliği kazanmak istedimse, Ebu Bekir’i hepsinde kendimden ilerde buldum.) Yine buyurdu ki: (Resulullahtan sonra insanların en hayırlısı Ebu Bekir ile Ömer’dir. Bir müminin kalbinde, benim sevgim ile Ebu Bekir’e ve Ömer’e düşmanlık bir arada bulunamaz.) Ayrıca her hutbesinde, (Ya Rabbi! Hulefa-i raşidini ıslah eylediğin gibi, bizi de ıslah eyle!) derdi. Hulefa-i raşidin kimlerdir denildiğinde, gözleri yaşla dolup, (Onlar, benim çok sevdiğim, Ebu Bekir ile Ömer’dir) buyurdu. Hz.Ömer daima (Ebu Bekir bizim seyyidimizdir) derdi. Yine o, (Keşke, Ebu Bekir’in göğsünde bir kılı olsaydım), (Cennette, her an Ebu Bekir’i görmek isterim), (Hiçbir iyilikte, Ebu Bekir’e yetişemedim) buyurdu. Hz.Ebu Bekrin, refeti, merhameti pek çok olduğu için, ona (Evvah) derlerdi. Allahü teâlânın razı olmadığı bir şeyi söylememek için, mübarek ağzına taş koyardı. Faydalı bir şey söyleyeceği zaman, taşı çıkarırdı. Ramazan haricinde yaz günlerinde oruç tutar, kış günlerinde tutmazdı. Allahü teâlâdan o kadar çok korkardı ki, bir kuş görüp, (Ey kuş ne mutlu sana ki meyveleri yersin. Yapraklar arasında gölgelenirsin. Kıyamette hesaba çekilmezsin. Keşke, Ebu Bekir de senin gibi olsa idi) demişti. Bir kere de, (Keşke bir yeşil ot olaydım. Hayvanlar beni yiyeydi. Böylece, kıyamet günü yaratılıp hesaba çekilmeseydim) buyurdu. (Zeynül-mecalis) Allahü teâlâ, bütün insanlar arasında üç kimseye halife demiştir: Âdem aleyhisselama, Davud aleyhisselama ve Hz.Ebu Bekir’e. (Mirat-i kâinat) İki sene, üç ay ve on gün hilafetten sonra, hicretin onüçüncü yılında 63 yaşında vefat etti. Resulullah efendimizin tabutuna konup, namazını Hz. Ömer kıldırıp, hücre-i saadete defnedildi. Menkıbeleri, tevazu’u ve cömertliği dillerde destan olmuştur. Kur’an-ı kerimi toplayarak, İslamiyet’e en büyük hizmeti yapmıştır. Ensâb ilminde çok ileri olup, eşi yok idi. (Eshab-ı kiram) Hz. Ebu Bekir, Medine'ye hicretle şereflenen, Allahü teâlânın övdüğü muhacirlerden ve ilk iman edenlerdendir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki Hz. Ebu Bekir, Peygamber efendimizin kayınpederi olmakla, mübarek kızı Âişe validemiz de müminlerin annesi olmakla şereflendi. Bir âyet-i kerime meali: Resulullah ile akraba olmak şerefi çok büyüktür. İmanlı olan her akrabası muhakkak Cennetliktir. Çünkü hadis-i şerifte buyuruluyor ki: Hz. Ebu Bekir, ağaç altında söz verenlerden idi. Allahü teâlâ, ağaç altında sözleşme yapılan Eshabdan da razı olduğunu bildirdi. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki: Peygamber efendimiz, vefatından 8 gün önce, Hz. Ebu Bekir’i kendi yerine imam tayin buyurarak, halife olacağına işaret eyledi. Bir seferinde de, Hz. Ebu Bekir bulunmadığı için, Hz. Ömer imam oldu. Resulullah, Hz. Ömer’in sesini işitince, (Hayır, hayır, Allahü teâlâ ve Müslümanlar Ebu Bekir’den razıdır, namazı Ebu Bekir kıldırsın!) buyurdu. Eshab-ı kiram arasında, babası, anası ve çocuklarının ve torunlarının hepsi imana gelen, Hz. Ebu Bekir’den başka kimse yoktu. Resul aleyhisselam (Ebu Bekir’in malı gibi hiçbir kimsenin malı bana faydalı olmadı) buyurdu. (İ. Ahmed) Bilal-i Habeşi’nin azat edilmesi için para verince, Leyl suresinde övüldü: Âl-i İmran suresinin (İşlerinde onlara danış) mealindeki 159. âyeti, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer ile müşavere etmek için geldi. Bir hadis-i şerifte de, (Cebrail bana dedi ki: Allahü teâlâ Ebu Bekir ile istişareyi sana emrediyor) buyuruldu. Tevbe suresinin 41. âyetinde, (Mağaradaki iki kişinin ikincisi) buyurularak, Hz. Ebu Bekir övüldü. Bekara suresinin, (Gece-gündüz, gizli-açık, mallarını hayra sarf edenlerin mükafatlarını Rableri verecektir. Onlara korku ve üzüntü yoktur) mealindeki 274. âyeti, Hz. Ebu Bekir için inmiştir. Çünkü, o, geceleri on bin altını gizli, on bin altını da, göz önünde olarak ve gündüzleri de böyle onar bin altını sadaka vermiştir. (Mirat-i kâinat) Hz. Ebu Bekir Bedir savaşına katılanlardandır. Bedir ehlinin şânı için hadis-i şerifte buyuruldu ki: Resul-i ekrem, Hz. Ebu Bekir’in şehid olacağını yani Cennetlik olduğunu haber verdi. İlk üç halife ile dağa çıktıkları zaman dağ sallandı. Peygamber efendimiz buyurdu ki:
- Ben, senin önüne nasıl geçerim? Çünkü, Resulullahtan işittim, (Ümmetimden Ebu Bekir’den daha üstün bir kimse üzerine güneş doğmadı) buyurdu. - Senin için, (İbrahim aleyhisselamı görmek isteyen, Ebu Bekir’in yüzüne baksın) buyurdu. - Senin için, (Ya Rabbi! Beni en çok seven ve eshabımın en iyisi kim?) sualine Cenab-ı Hak (Ebu Bekri Sıddıktır) buyurmadı mı? - Ama senin için (Cennetin kapıları üzerinde, Ebu Bekir Habibullah yazılıdır) buyurdu. - Senin için, (Ya Eba Bekir! Sen benim gören gözüm ve bilen gönlüm yerindesin) buyurdu. - Senin için, (Kıyamette, Cennet meleklerinin reisi olan Rıdvan, Cennetin anahtarlarını getirir. Bana verir. Sonra, Cebrail aleyhisselam gelip, ya Resulallah, Cennetin ve Cehennemin anahtarlarını, Ebu Bekir’e ver. O da istediğini Cennete göndersin der) buyurdu. - Senin için, (Ebu Bekir’in imanı, bütün müminlerin imanları toplamından daha ağırdır) buyurdu. - Senin için, (Ben sadıklığın şehriyim. Ebu Bekir, bunun kapısıdır) buyurdu. - Senin için, (Ben ve Ebu Bekir, bir topraktanız. Tekrar bir olacağız) buyurdu. - Senin için (8 Cennet “Ey Ebu Bekir, sevdiklerinle birlikte Cennete gir” der) buyurdu. - Senin için, (Allahü teâlâ, Ebu Bekir’e çok rahmet etsin. O, kızını bana nikah etti. Hicrette bana yardım etti. Bilal-i Habeşi’yi, benim için alıp azat etti) buyurdu... Resulullah, bunları içeriden dinlerken (Ey kardeşlerim, artık içeri girin! Cebrail aleyhisselam gelip dedi ki, Kıyamete kadar, birbirini övseler Allahü teâlâ yanındaki kıymetlerini anlatamazlar) buyurdu. İkisi birbirine sarılıp, Resulullahın huzuruna girdiler. (M.Ç.Güzin)
- Ya Cafer, delilin nedir? - Ali, Resulün yatağında, kâfirlerden korkmadan, yatmadı mı? - Ya Cafer, kâfirlerden korkmasaydı, girmezdi. Allah, Resulüne haber verip, Ebu Bekir’e korkma dedi. - Maide suresinin (Rükuda iken sadaka verirler) mealindeki 58. âyeti ile övülen Ali’dir. - (Mallarını, gece-gündüz, gizli-açık verenler) mealindeki âyet ile övülen Ali değil mi? - Tevbe suresinin (Hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haramı bina etmeyi, iman ve Allah yolunda cihadla bir mi tutuyorsunuz? Böyle değildir) mealindeki 20. âyeti ile övülen Ali’dir. - Fakat Ali, hiç kâfir olmadı. - Allahü teâlâ, (Uhud gazasında, şeytana uyup, dağılanlar) âyeti ile şikayet etmiyor mu? - Ali’yi sevmek farzdır. (Yakınlarımı seviniz) âyeti ile bildirilenler, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin’dir. - Resulullah, (Hasan ve Hüseyin, Cennet gençlerinin üstünüdür. Babaları daha üstündür) buyurdu. - Ya Cafer, Âişe mi üstün, Fatıma mı?. - Âişe, Ali ile savaşmadı mı?. - Ebu Bekir’in halife olacağı Kur’anda var mı? Sapık (Bunlar da Kur’anda var mı?) dedi. Hz. Ali’nin bu sözleri ile Feth suresinin son âyeti Eshab-ı kiramın, birbirlerini ne kadar çok sevdiklerini açıkça göstermektedir.
(Ebu Bekir, insanların en üstünüdür. Yalnız Peygamber değildir.) [Deylemi] (Ebu Bekir varken, başkasının imam olması layık değildir.) [Tirmizi] (Allahü teâlâ, Ebu Bekir’e “Sıddık” ismini verdi.) [Deylemi] (Kıyamette, Ebu Bekir’den başka herkese hesap sorulur.) [Hatib] (Ebu Bekir’in imanı, herkesin imanları toplamı ile tartılsa, hepsinden ağır gelir.) [M.Ç.Güzin] (Ebu Bekrin ismi, gök ehli arasında atiktir. Yeryüzünde de atiktir.) [Deylemi] (Resulullah, Ebu Bekri Sıddıka buyurdu ki: (Sen, benim mağarada arkadaşımsın. Kevser havuzu yanında arkadaşımsın!) [Tirmizi] (Cebrail bana geldi. Elimden tuttu. Ümmetimden birinin, Cennet kapısından içeri girdiğini, bana gösterdi. Ebu Bekir dedi ki, (Ya Resulallah! Orada, seninle beraber olmak isterim). Ya Eba Bekir! Ümmetim içinden Cennete en önce sen gireceksin, buyurdu.) [Tirmizi] Sevgi, bağlılık çok oldukça, faydalanmak da o kadar çok olur. Bunun içindir ki, Hz. Ebu Bekir bütün Eshabın en üstünü oldu. Resulullaha bağlılığı da, herkesten çok idi. (Ebu Bekir’in üstünlüğü, namaz ve orucunun çokluğu ile değil, onun kalbinde bulunan bir şey iledir) hadis-i şerifinde bildirilen şey, Resulullahın sevgisidir. (İ. Gazali) (Cebrail aleyhisselama, Ömer’in üstünlüklerinden sordum. Onun kıymetini, Nuh aleyhisselamın Peygamberlik zamanı kadar [dokuzyüzelli yıl] anlatsam, bitiremem. Bununla beraber, Ömer’in bütün kıymetleri, Ebu Bekir’in kıymetlerinden birisidir, buyurdu.) [Ebu Ya’la] (Ya Eba Bekir, meleklerden Mikail gibisin, o rahmetle iner. Enbiyadan ise İbrahim gibisin, o inkârcı kavmine, Bana uyan bendendir, isyan edene ise Allah gafur rahimdir" dedi. Ya Ömer, sen de meleklerden Cibril gibisin, o, kâfirlere şiddetle iner. Enbiyadan da Nuh gibisin, o "Ya Rabbi, yer yüzünde hiç kâfir bırakma" dedi.) [Taberani, Ebu Nuaym, İ.Asakir]
|